Sunday, December 25, 2005

YABANCI DİL ÖĞRENMEK VE YÜRÜYEN MERDİVENLER (20)


İngilizce dil öğretmenliği yaparken en çok üzerinde durduğum konulardan biri araçların kullanımıdır. Konunun anlaşılması için öncelikle iki kavram üzerinde durmamız gerekiyor: Kişi öğrendiği dilin konuşulduğu bir ülkede yaşamıyorsa, öğrenim sürecine “yabancı dil öğrenimi” diyoruz. Eğer o dili, konuşulduğu ülkede öğreniyorsa bu sürece “ikinci dil öğrenimi” diyoruz. Dolayısıyla, iki öğrenci tipinin ihtiyaçları ve onlar için yazılan ders kitapları da farklı olmaktadır.

Bir dili, o dilin konuşulduğu ülkenin dışında “yabancı dil olarak” öğrenenler, daha sıkı bir çaba gerektiren bir süreç içine girerler. Ortamdan doğal olarak alamadıkları dil edinimini, kasetler/ CD’ler, filmler, kitaplar gibi araçlardan almaları gerekir. Bu, “su götürmez” bir mecburiyettir. Fakat öğrenciler de genellikle gramer kitaplarına sarılırlar. her şeyi “kitabi” olarak öğrenmeye çalışırlar. Halbuki, sadece ders kitapları dil havuzunu doldurmaya yetmez. Çok çalıştıkları halde, gerekli araç ve gereçleri kullanmadıkları için, yabancı dil öğreniminde, başarısız ya da verimsiz bir süreç başlar.

Eğlence için görüntülü ya da sesli araçları kullanan, kitap okumayı akıllarına getirmeyen bir çok insan, yabancı dil öğreniminde nedense sadece kitaplara sarılır ve diğer görsel-işitsel araçları kullanmazlar. İşin garip tarafı öğretmenler de bu konu üzerinde fazla durmazlar, dersanelerin ve okulların pek azında böylesi bir araç-gereç donanımı vardır. “Süper” hocalar derslere girer ve her şeyi öğrenciye tek başlarına vermeye çalışırlar.

Sadece kitaplarla yabancı dil öğrenmeye çalışan insanlar, yürüyen insanlara benzerler. Araç-gereçlerle yabancı dil öğrenen insanlar yürüyen merdivenler de ya da hareket eden bantlar üzerinde yürüyen insanlara benzerler. Hem merdivenin hızı hem de yürüyen insanın hızı bir araya gelir ve toplam/ vektörel hızı oluşturur. Havaalanlarındaki yürüyen bantlar da, bu konuda iyi bir örnektir. Bant yatay olarak hareket halindedir. Siz üzerine çıkarsınız ve sadece beklersiniz. Yürüyen bant, sizi hedefe götürür. Ama siz de bantın üzerinde yürümeye başlarsanız, sizin hızınız hareket halindeki bantın hızı bir araya gelir ve zaman kazanırsınız. Toplam/ vektörel hız aslında iki hızın toplamından da fazla olabilir. Hatta bu konuda bir de usül gelişmiştir. Yürüyen merdivende ya da hareketli bantlarda durmayı tercih eden insanlar sağa çekilir ve böylece yürümek isteyenler soldan devam ederler. Ama dil öğrenim sınıflarında öyle olmaz. Araç ve gereçlerle yabancı dil öğrenen öğrenciler ileri gitmek isteseler de sınıfın çoğu onlara yol vermez, uyumsuzluk başlar.

Yabancı dil öğrenimi sürecinde, kendi hızlarıyla yetinen insanlar, ne yazık ki daha fazladır. Halbuki çağımızda görsel ya da işitsel araçların sayısı iyice artmıştır. Her insan kendi algı şekline ve beğenisine göre bir çok seçenek bulabilir. Sözgelimi, ben internette çalışırken Fransız radyolarını dinlerim. Hem çalışmalarımı yapar hem de Fransızca havuzumu doldurmuş olurum. Yine ilgilendiğim yabancı dillerde filmler seyreder, kitaplar okurum. Taşıtlarda da mp3 çalarımdaki ses dosyalarını dinlerim. Bunlar, seminerler, hikayeler v.s gibi dokumanlardır.

Öğrenme sürecimde öğretmenlerime saygılıyımdır. Fakat, onlar olmadan da öğrenebilmek hem benim alışkanlığım hem de insan olarak hakkımdır ve bu konuda bana yardımcı olacak bir sürü araç da günümüzde mevcuttur.

Siz de sadece kendi hızınıza güvenmeyin. Çağın getirdiklerini kullanmadıkça ne kadar çağdaş olabiliriz ki?

-------------------------------
Savaş ŞENEL: İngilizce Öğretmeniİletişim DanışmanıOkunaklı-Anlaşılır Yazarlık Koçu
                           savassenel@gmail.com, savassenel@yahoo.com

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com
"Az Acılı ve Kalıcı İngilizce-Yabancı Dil Öğrenimi için Püf Noktaları" adlı Kitabın Facebook sayfası

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

Tuesday, November 08, 2005

SİNEMA FİLMLERİ VE VİDEOLAR YABANCI DİL ÖĞRENİMİNDE İŞİMİZE YARARLAR MI? (19)

Sinema filmleri, eğitimin her türünde işe yarar. İşin sırrı uygun filmlerin seçilmesidir. Eğitimde kullandığımız her araç-gereç ve dokumanı seçerek kullandığımıza göre filmleri de seçerek kullanabiliriz. Özellikle kısa videolar da bu konuda çok yararlıdır

Mükemmelci insanlar, bu fikirden hoşlanmayabilirler. Her şeyini anlamadıkları bir dokumanı sevemedikleri ve yararlı bulmadıkları gibi, filmlere de kuşkuyla bakabilirler. Burada da işin sırrı çerçevelemedir. Yani sinema filmlerinden neler bekliyoruz? Önemli olan budur.


Sinema filmlerini seyrederken, her şeyi anlamayı beklememelidir. Bu açıdan konuları karışık filmler değil de, biraz daha yalın konuları olan filmler seçilebilir. Yabancı dildeki seviyeniz ileriyse, elbette konusu biraz daha karmaşık ve dili ağır filmler de seçebilirsiniz. Ben burada televizyonda film seyretmek değil de, kontrol edebileceğiniz DVD çalar ya da bilgisayar gibi araçlarda film seyretmenin yararları üzerinde duracağım.

Filmleri bir süre Türkçe altyazılı olarak seyredebilirsiniz. Hatta ilk 20 filmi Türkçe alt yazılı olarak seyredin. Daha sonra da zaman zaman Türkçe altyazılı seyredin. Bu konuda "kasmaya" gerek yok diyorum. Bu şekilde, İngilizce öğrenme hızınız artacaktır. "İngilizce öğrenmek", "anadilden yararlanmayı reddetmek" anlamına gelmez.
Filmlerin başka bir özellikleri de, her seviyeden dil düzeyine sahip insanla, öğrendikleri dil arasında duygusal bağ kurmalarıdır. Bir eğitimci olarak, benim en çok önemsediğim yarar budur. Yabancı dil öğrenenlerin, öğrendikleri dile yakınlık duymaları çok önemlidir. Bu duygusal köprü kurulmadığı zaman her şey, sorun haline gelir ve bunların aşılması da zor olur.

Filmlerdeki sahnelerin çekiciliği, oyuncuların sempatik halleri, filmin konusu v.s sizi öğrendiğiniz dile ısındırabilir. Sözgelimi Mel Gibson’a ya da Julia Roberts’a duyduğunuz sempati, onların konuşmalarına karşı da sizde sempati uyandırır. Onların filmdeki konuşmaları aklınızda kalır.

Şu konu da çok önemlidir: İngilizce’de ve her dilde gramer bilmekle kurulamayacak ifadeler vardır. Hatta dilin çoğu bunlardan oluşur. Duyunca anlarsınız ve öğrenirsiniz Fakat o konunun öyle ifade edileceği dünyada aklınıza gelmez! Duymadan tahmin edemezsiniz. Söz gelimi “I did England” ifadesinin “İngiltere’yi gördük” anlamına gelebileceğini tahmin edemezsiniz, okumanız ya da duymanız gerekir. Buna "görgü" diyebiliriz. Özenle seçilmiş filmleri seyrederek, gramerle elde edemeyeceğiniz bir dil birikimini elde edebilirsiniz.

Özellikle DVD formatındaki filmlerin alt yazılarını ya da seslendirmelerini/ dublajlarını değiştirebilirsiniz. DVD sektöründe dublajlar çok kalitelidir. Sözgelimi, İngilizce bir filmin Fransızca dublajı da çok kaliteli olmaktadır.
Çünkü, seslendirmeyi, kaliteli sanatçılara yaptırmaktadırlar.

DVD çalarınızda ya da bilgisayarınızda film seyrederken filmi durdurabilir geri alabilir, anlamadığınız yerleri defalarca seyredebilir, dinleyebilirsiniz. Basit bir bağlantı kablosuyla filmin sesini, teybinizle, aypodunuzla ya da küçük mp3 çalarınızla kaydedebilir, taşıtlarda, mutfakta ve buna benzer yerlerde, filmdeki konuşmaları da dinleyebilirsiniz. Böylece filmdeki cümleleri tekrar tekrar dinlemek ve hoşunuza giden bazı cümleleri öğrenmek, ezberlemek mümkün olabilir.
Ayrıca, meraklıysanız, hoşunuza giden filmlerin senaryolarını internetten bulup okuyabilirsiniz. Filmi seyrettiğiniz için metin, size yabancı gelmez. Çok şey öğrenirsiniz.
Google girip film adı+ dialogue script yazarsanız, seçtiğinzi filmin diyaloglarını ieçren siteler karşınıza çıkacaktır.
Film seyretmeyi seven bir öğrencinize, kitap okuma alışkanlığını da filmlerle kazandırabilirsiniz. Seçtiğiniz filmlerde kitap okuma alışkanlığı olan kimseler varsa, bu öğrenciyi etkileyecektir. Öğrenciyi zorlamadan ona bazı alışkanlıkları kazandırmak mümkündür.

Öğretmenler, seçerek ders programlarına film ekleyebilirler. Konuları da özenle seçilirse, öğrencilerin hem dil gelişimize hem de kişisel gelişimine katkıda bulunabilirler. Filmlerden sınavlar hazırlanabilir. Konuşma dersleri yapılabilir. Filmleri seçerken, elbette öğrencilerin yaş ve dil seviyeleri dikkate alınmalıdır. Seçilen filmin hem dili seviyesi hem de psikolojik seviyesi öğrencilere uygun olmalıdır.

Ben hem yabancı dil öğrenirken hem de öğretirken film kullanırım. Bunun çok yararını görüyorum. "Her şey olmak" zorunda kalmıyorum. Zaten hiç bir öğretmen "her şey" olamaz. Zaman içinde öğrencinin telaffuzu, kavramsal zenginliği daha da artıyor. Bana yeni sorularla geliyorlar, beraberce dil birikimimizi artırıyoruz.

Yabancı dil öğretiminde rahatlıkla kullanabileceğimiz filmleri, size başka bir sitemde sunacağım.


-------------------------------
Savaş ŞENEL: İngilizce Öğretmeniİletişim DanışmanıOkunaklı-Anlaşılır Yazarlık Koçu
                           savassenel@gmail.com, savassenel@yahoo.com

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com
"Az Acılı ve Kalıcı İngilizce-Yabancı Dil Öğrenimi için Püf Noktaları" adlı Kitabın Facebook sayfası

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

YABANCI BİR DİLİ ÖĞRENMENİN DOLAYLI YARARLARI (18)


Yabancı bir dili öğrenirken, doğrudan hedeflemediğimiz ama sonuçta kazandığımız diğer bazı yararlar da vardır. Hatırı sayılır bir süredir içinde bulunduğum yabancı dil öğrenimi ve öğretimi sürecinde, yabancı dil öğrenme etkinliğinin insanlara çok şey kazandırdığını gördüm.

Yabancı dil öğrenmek, insanın kavram bilgisini arttırır. Dil öğrenmek için okuduğunuz metinlerde, kitaplarda, dinlediğiniz kasetlerde ya da seyrettiğiniz filmlerde anadilinizde bildiğiniz kavramların yabancı dildeki karşılığını öğrenirsiniz. Bunun yanında anadilde bilmediğiniz bir çok kavramla da tanışırsınız. Bu da kavram bilginizi arttırır. Hatta dil öğrenirken ilk kez gördüğünüz kavramlarıns ayısı belli bir düzeyi aşarsa, bu durum, ana dilinizin zayıflığına da işaret edebilir. Çünkü bir çok kavramla önce anadilinizde tanışmış olmanız beklenir.

Genel kültürünüzün artması da yabancı dil öğrenmenin yan etkilerinden birisidir. Sözgelimi, meyvelerin de tavada kızartılabileceğini öğrenmek, hayatınızı kökünden değiştirmese de, farklı düşünebilme alışkanlığı verir. İnsanların bizim yaptığımız şeyleri farklı bir şekilde yapabilecekleri düşüncesine ulaşır ve yeni şeylere daha toleranslı bakabiliriz. Genel kültürümüzün artması, sohbetlerimize ve bakış açımıza yeni kazanımlar getirecektir.

Yabancı kültürlere aşina olmak da yabancı dil öğrenme sürecinin içinde ve sonunda sürekli olarak yaşanan bir durumdur. Ders kitaplarında, diğer araç ve gereçlerde yabancı kültürler hakkında da okuma parçaları, bölümler vardır. Dikkatli bir bakış açısıyla, bu bilgileri değerlendirdiğinizde, hedeflerinize hizmet edebilecek bir birikimin sahibi olabilirsiniz.

Yabancı dil öğrenmek hoşgörü ve vizyonu geliştirir. Farklı kültürleri ve ülkeleri tanımak, dünyanın bizimle sınırlı olmadığı gerçeğini bize hissettirir. Bu his, "benliğimizi kaybetmek" anlamına gelmez. Bu birkim, kendi kültürümüzü sunmak istediğimiz başka uygarlıklara nasıl yaklaşmamız gerektiği konusunda ipuçları verir.

Yabancı dil öğrenmek kendimize olan güvenimizi de besler. Yabancı bir dili okuyarak, yazarak ya da başka bir şekilde kullanabilmek bir ayrıcalıktır ve kendimize olan güvenimiz arıtırır.

Yabancı dil öğrenim süreci, disiplinli, sabırlı ve planlı olmayı gerektiren bir süreçtir. Disiplinli, sabırlı ve planlı olmak için çaba gösterirken kişisel eksikliklerimizle yüzleşiriz ve onları giderme gereği duyarız.

Sabırlı, planlı ve disiplinli olmak için çaba göstermek, insanı olgunlaştırır ve zenginleştirir. Bu olgunluğu ve zenginliği hayatımızın başka alanlarına da taşıyabiliriz. Sadece yabancı dil öğrenirken değil, hedef odaklı her çalışma için günlük hayatımızı gözden geçirmek ve planlama yapmak zorunda olduğumuzu görürüz.

Yabancı dil öğrenmek, daha doğrusu bir şey başarmak için çalışmak, başarılı insanlara karşı beslediğimiz saygı duygusunu geliştirir. Emeği takdir etme duygumuz daha fazla gelişir. Çünkü biz de, başarının bedel gerektirdiğini görürüz ve başarılı insanların da bir bedel ödediği gerçeğini derinden anlarız.

Kısaca, yabancı bir dili öğrenmek, bir dil öğrenmekten daha fazlasıdır.

-------------------------------
Savaş ŞENEL: İngilizce Öğretmeniİletişim DanışmanıOkunaklı-Anlaşılır Yazarlık Koçu
                           savassenel@gmail.com, savassenel@yahoo.com

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com
"Az Acılı ve Kalıcı İngilizce-Yabancı Dil Öğrenimi için Püf Noktaları" adlı Kitabın Facebook sayfası

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

ÇEVRENİZDE ÖĞRETTİKLERİ DİLDEN BAŞKA BİR YABANCI DİL BİLEN KAÇ YABANCI DİL ÖĞRETMENİ VAR? (17)


Uzun zamandır, dil öğrenmenin kolay olduğunu en azından mümkün olduğunu anlatıp durduk. Bir İngilizce öğretmeni olarak, insanlara yabancı bir dili öğrenmeyi tavsiye ettik. Bazen bir mühendise, bazen bir ev hanımına bazen bir öğrenciye aşkla şevkle yabancı bir dil öğrenebileceklerini anlattık. Aslında bize sorabilecekleri ama sormayı akıl edemedikleri ya da nezaketlerinde dolayı sormadıkları bir soru var:

Bana dönüp “Hocam, madem yabancı bir dil öğrenmek o kadar kolaydı, neden siz İngilizce’den başka bir dil öğrenmediniz?” deselerdi ben ne derdim?

Bu soruyu bir zaman önce ben kendime sordum. Yabancı dil öğrenmenin imkansız olmadığını anlatıp durduk. Bir mühendise, çalışma saatleri dışında İngilizce öğrenebileceklerini söyledik. Peki biz neden İngilizce dışında bir dil, sözgelimi Fransızca, Arapça ya da Çince öğrenmedik? Tam anlamıyla örnek olmaz mıydık bu şekilde?

İngilizce bize yetiyor gibi görünebilir. Fakat bu, aldatıcı bir duygu. Yabancı bir ülkeye, sözgelimi Almanya’da İngilizce yerine Almanca konuşmak daha keyifli ve anlamlı olurdu. Gittiğim her ülkenin dilini öğrenemem elbet. Ama bazı ülkelerde bu keyfi yaşayabilirdim. Hem de kendi işimin yanında başka bir dil öğrenerek, öğrencilerime bunun mümkün olduğunu gösterebilirdim. Çünkü İngilizce zaten benim işim. Onu hesaba katamayız. Bir mühendis nasıl gündüzleri mühendislik yapıyorsa, ben de İngilizce öğretmenliği yapıyordum. Dolayısıyla İngilizce etkisiz eleman. Artı 1 almak için bir dil daha öğrenmek gerekirdi.

Ben de Fransızca öğrenmeye başladım. Şu anda çat pat okuyabiliyor ve konuşabiliyorum. İngilizce’yle ortak yanları çok. İngilizce öğrenmeye başladığım o günlerdeki coşkuyu yaşıyorum. Sıkıntı çekiyorum, zaman planlaması yapmak zorunda kalıyorum. Öğrencilerimin yaşadıklarını yaşıyorum ve “seni anlıyorum, çünkü ben de bir dil öğreniyorum” diyebiliyorum. Bu empati ve duygusal bağ kurmamı sağlıyor.

Aslında yabancı bir dil öğreten insanlar, sadece bir değil iki, üç dil öğrenebilirler. Neden derseniz, şöyle açıklayabilirim: yabancı bir dilin doğasını, yabancı bir dil öğrenmenin ne olduğunu, nasıl çalışabileceklerini, verimli yöntemleri biliyorlar. İşleri bu çünkü. Öğrendikleri dil sözgelimi Çince de olabilir. Dilin yapısal özellikleri farklı olsa da deneyimli bir yabancı dil öğretmeni her zaman avantajlı olacaktır.

Yabancı dil öğretmenleri, hodri meydan! Yabancı dil öğrenmenin kolay olduğunu anlatmak ve yıllarca bir yabancı dille idare etmek kolay! Buyurun, madem yabancı dil öğrenmk o kadar kolay ya da en azından mümkün, siz de birkaç dil öğrenin!

-------------------------------
Savaş ŞENEL: İngilizce Öğretmeniİletişim DanışmanıOkunaklı-Anlaşılır Yazarlık Koçu
                           savassenel@gmail.com, savassenel@yahoo.com

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com
"Az Acılı ve Kalıcı İngilizce-Yabancı Dil Öğrenimi için Püf Noktaları" adlı Kitabın Facebook sayfası

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

YABANCI BİR DİLİ ÖĞRENMENİN YARARLARI VE BU YARARLARIN SİZE OLAN YARARLARI (16)




İnsan unutkan bir canlıdır!

“Yabancı dil öğrenmenin yararlarını anlatmaya ne gerek var, herkes bunları biliyor” diyebilirsiniz. Bu ifade kısmen doğru olabilir. Fakat bir eğitimci olarak, insanların sık sık hedeflerini; hedeflerine giden yoldaki yararları veya hedeflerine ulaştıkları zaman el edecekleri yararları unuttuklarını görüyorum. Bu açıdan, derslerimde ve seminerlerimde yabancı bir dil öğrenmenin getireceği avantajları sıklıkla vurguluyorum. Fakat avantajların sunduğu yararlar herkesin ilgisini çekmeyebilir. Ben bu yazımda size yabancı dil öğrenmenin avantajları ve bu avantajların size olan yararlarından söz edeceğim.
Yabancı dil öğrenme sürecinin de, bu sürecin sonunda bir dili artık öğrenmiş olmanın da kendisine göre yararları vardır:

Yabancı dil bilmek gelir artışı demektir

Yabancı bir dili okumayı, konuşmayı, dinlemeyi veya anlamayı öğrenmiş olmak, gelirinizde artış demektir. Yabancı bir dili öğrenmek size bir ev kirası kadar gelir sağlayabilir. Size kira getirebilecek bir evi almak için gereken süre yanında sözgelimi İngilizce öğrenmek için gereken süre çok kısadır. Gelir artışına ihtiyacınız yoksa bile, “yabancı dil öğrenmenin diğer yararları içinde size uyan bir şey var mı bir bakın” derim.

Yabancı kültürleri yakından tanıyabilirsiniz

Yabancı kültürler ve ülkeler tanımak konusunda, yabancı bir dil bilmek size büyük bir avantaj sağlayabilir. O ülke hakkında kaynaklar okuyabilir, birinci kaynaktan konuya sağlıklı bilgilere ulaşabilirsiniz. Bu size iş dünyasında ya da özel hayatınızda avantajlar sağlayabilir.

Kendi kültürünüzü tanıtabilirsiniz

Kendi ülke ve kültürünü tanıtmak için yabancı dil çok işe yarar. Sözgelimi ben Üsküdar’da, sıklıkla turistlere rastlarım. Ayrıca yurtdışındaki arkadaşlarımın Türkiye’ye getirdikleri ziyaretçi gruplarıyla ilgilenirim ve bazı kişileri evime davet ederim. İngilizce bilmem sayesinde, onlara ülkem hakkında bilgi verebiliyorum, sorularını cevaplayabiliyorum. Bu bir fark meydana getirir mi? Şöyle düşünün: Siz bir yabancı ülkede olsanız ve o ülkeden bir insan size çay ikram edip sorularınızı saygıyla cevaplarsa, sizde nasıl bir izlenim oluşur?

Hayat kaliteniz artar

Yabancı dil öğrenmek ve sonunda yabancı bir dili bilmek hayat kalitenizi arttırabilir. Dil öğrenirken, sabretmeyi, çalışmayı ve zaman yönetimini daha iyi bir şekilde öğrenmek ve uygulamak durumunda kalırsınız. Bu beceriler, sadece yabancı dil öğreniminde değil, hayatınızın her alanında işinize yarar. Yabancı bir dil bildiğiniz için yeni insanlarla tanışmak, ülkenizin tanıtımı konusunda size sorumluluk yükler. Artık bir Türk vatandaşı olarak daha dikkatli olmak gereği duyarsınız. Ülkeniz hakkında olumlu bir izlenim bırakma çabası içine girersiniz.

Kariyerinizde yükselme imkânı sağlar

Yabancı dil bilmek kariyerinizde yükselmeniz ya da kariyerinizi değiştirmek konusunda size yardımcı olur. Sözgelimi, ben öğretmenlik yanında, tercümanlık, kitap çevirmenliği yapabiliyor, bazı organizasyonların İstanbul’a davet ettiği yabancı misafirlerin ağırlanmasında etkin olabiliyorum.
 
Prestij kazandırır

Yabancı dil bilmek, size prestij kazandırır. Matematik bilmediği için hayıflanan hiç kimseye rastlamadım. (Bence matematikten anlamadığımız için de hayıflanmalıyız.) Ama yabancı bir dil bilmediğine hayıflana insanları saymakla bitiremem. Yabancı dil bilmeniz, sizi kalabalıkta öne çıkarabilir.

Mesleğiniz veya uzmanlık alanınızla ilgili olarak yabancı literatürü takip edebilirsiniz

Yabancı dil bilmek, mesleki bilgilere temel kaynaklardan ulaşmanız konusunda, çok önemlidir. İlgilendiğiniz konu ya da teknolojinin doğduğu ya da literatürünün yazıldığı ülkenin dilini bilmek büyük bir avantajdır. Kaynaklara çabucak ulaşabilirsiniz.

Yabancı dil öğrenmenin hiçbir yararı olmasa bile, bir dili çalışmak ya da bilmek kendi başına güzeldir. Başarma duygusu, kendini geliştirme çabası, size güç katar. Siz yeter ki bir yabancı dili öğrenin; çabalarınız boşa gitmez.

-------------------------------
Savaş ŞENEL: İngilizce Öğretmeniİletişim DanışmanıOkunaklı-Anlaşılır Yazarlık Koçu
                           savassenel@gmail.com, savassenel@yahoo.com

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com
"Az Acılı ve Kalıcı İngilizce-Yabancı Dil Öğrenimi için Püf Noktaları" adlı Kitabın Facebook sayfası

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

NASIL KIYDINIZ DA, ÖĞRENMİŞ OLDUĞUNUZ BİR DİLİ UNUTTUNUZ? (15)


(Kıymetini bilmediğimiz çok şey var!)
Beni en çok üzen şeylerden biri de, başkalarının edinmek için zaman ve para harcadığı bir şeye sahip olmak ama onu önemsememektir. Konu her şey olabilir: güzel bir araba; bir ev; iyi bir evlilik; çocuklar v.s. Bu konuda verilebilecek örnekler uzun bir listeye dönüşebilir. Sizler de, çevrenizde bu kıymet bilmemezlik konusunda pek çok örneğe tanık olabilirsiniz.

Benim size söz etmek istediğim değer bilmezlik yabancı dil konusunda. İngilizce öğretmeni olduğum için, hangi dil olursa olsun, insanların öğrenmeyi başardıkları bir yabancı dili geliştirmek ve kullanmak yerine, onu unutmaları da bana çok üzücü gelir. Başka insanların zaman ve para harcayarak öğrenmeye çalıştığı bir dili, bazı insanlar öğrenirler ve sonra büyük bir ilgisizlikle unuturlar.

Üzücü bir durum

Böyle arkadaşlara, dostlara zaman zaman rastlıyorum. “Almanca biliyordum, ama unuttum”, “İngilizcem, iyiydi ama zayıfladı” ya da “Falanca dili biliyordum, ama Türkiye’ye dönünce unuttum” gibi ifadeleri duyunca gülsem mi ağlasam mı bilemiyorum! Yunanistan’da doğup büyüyen bir öğretmen arkadaşım, Yunanca’yı unuttuğunu anlatmıştı bana. Ben de “ne kadar zenginsiniz”, insanların öğrenmek için onca zaman ve para harcadığı bir şeyi unutabiliyorsunuz” demiştim. Hâlbuki kendisi de, bir İngilizce öğretmeniydi. Öğrendiğimiz bir dili nasıl koruyabileceğimiz ve geliştirebileceğimiz konusunda eğitim almıştı ve yine bu konuda eğitim veriyordu.

Unutulan Çince

2 sene Çin’de kalan bir tanıdığım, orada Çince öğrenmişti. Ama Türkiye’de unuttuğunu söyledi. Düşünebiliyor musunuz? İşsizlik sorunu da çeken bu insan Çince’yi öğrenip sonra unutmak lüksünü yaşıyor. Lüks deyince saraylar köşkler aklınıza gelmesin. Pratik olarak Çince öğrenmek için gereken zamanı bir düşünün. Bu insan, bu değeri çöpe atıyor ama üzülmüyordu.

Türkiye’nin ne suçu var?

Hele bir de “Türkiye’ye geldim, unuttum” demeleri iyice trajikomik. Sanki Türk halkı bir araya gelmiş, bu insanlara bildikleri yabancı dili unutmaları için baskı yapmış ve bu insanlar o dili unutmak zorunda kalmışlar(!) Sanki bilgisayarlar, filmler, CD’ler ve dil öğrenimi ve geliştirilmesi için kullanılabilecek araçlar ülkemize henüz girmemiş te bu insanlar çaresizlik içinde öğrendikleri dili unutmuşlar(!) Türkiye’de yabancı dil öğrenen onca insanın aksine, onlar Türkiye’ye gelince öğrendiklerini de kaybetmişler.

Bir dili unutmamanın çok yolu vardır! İlla konuşmanız şart değil!

Bir de şu mazereti çok duyuyorum: “Türkiye’de bu dil konuşulmuyor ve ben de bu dili konuşamadığım için unuttum!” Bu yanlış bir düşünce tarzıdır. Mesela internetten istediğiniz dilde yayın yapan radyolara ulaşabilir ve dinleyebilirsiniz. Başka bir deyişle bir dili unutmamak için, illa ki onu konuşmanız gerekmiyor, dinlemek de onu unutmanızı engeller ve hatta geliştirir.

Dostlar, yapmayın etmeyin! Onca emekle (veya kolaylıkla da olabilir) öğrenmiş olduğunuz bir dili nasıl unutuyor ve o değere nasıl kıyıyorsunuz? İngilizce, Fransızca, Arapça ya da Çince öğrenmek için ter ve gözyaşı döken, sıkıntı çeken o kadar çok insan var ki! Onların yüzüne bakıp ta “sen uğraş dur, bak ben öğrenirim de unuturum da” der gibi “ben falanca dili biliyordum ama unuttum” diyorsunuz? Bu yoksul mahallesinde, çöpe yemek dökmeye benzer.

Dostlar, elinize vicdanınıza koyun ve kendinize gelin!
-------------------------------
Savaş ŞENEL: İngilizce Öğretmeniİletişim DanışmanıOkunaklı-Anlaşılır Yazarlık Koçu
                           savassenel@gmail.com, savassenel@yahoo.com

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com
"Az Acılı ve Kalıcı İngilizce-Yabancı Dil Öğrenimi için Püf Noktaları" adlı Kitabın Facebook sayfası

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

Saturday, October 29, 2005

ÖĞRETMENLER-EĞİTMENLER, KÖTÜ İNSANLAR MIDIR? (14)




(Bazen ihmalkâr olabiliyorlar)
Öğretmenlerin veya eğitimcilerin, kötü insanlar olduklarını düşünmüyorum. Kötü niyetli insanlar, bu tür meslekleri iyi bir niyetle icra edemezler. Bir yandan da iyi niyetli olmamak, öğretmenliğin doğasına terstir. Ama her öğretmen, her insan gibi zaman zaman kötü veya ihmalkâr olabilir.

Öğretmenler veya eğitmenler, ne zaman "kötü insanlar" olur? Öğrencilerinin, öğrenmelerini engelledikleri veya gereksiz yere yavaşlattıkları zaman. Size bir örnek vereyim:

Örnekler

Ben İngilizce öğrenmeyi çok seven bir çocuktum. Bu konuda, İngilizce bilen ve bunun getirdiği farkı bana bizzat gösteren babamın payı büyüktür. Ama İngilizce öğretmenlerimin hiç birisi, bana İngilizce kitaplar okuyup, İngilizce hikâye kasetleri dinleyebileceğimi ve bu şekilde kendi kendime İngilizcemi geliştirebileceğimi söylemediler. Çünkü ben hem okumayı seven ve işitsel bir çocuktum. İkinci özelliğimi anlamak belki biraz zor olabilirdi, ama birinci özelliğim aşikârdı. Onların bu duyarsızlığının sebebi, belki de diğer öğrencilerin ilgisizliğiydi. Ama ben ilgili bir öğrenciydim, bunu görmemek imkânsızdı ve ders dışında yararlanabileceğim kaynaklar hakkında bilgi almak da benim hakkımdı.

Başka bir öğretmenimin tavrı

Yine bir öğretmenime yazar olmak istediğimi söylemiş ve ne yapmam gerektiğini sormuştum. Bıyıkları yoktu, ama bana bıyık altından güldü ve "çok okuman lazım" dedi! Ardından klasikleri okumamı önerdi. Sonra bir daha bana bu konuyla ilgili soru sormadı. Aslında edebiyat defteri tutmadığı hâlde, her soruya verecek iyi bir cevap bulabilen ve hayal gücü geniş bir çocuktum. Öğretmenimin beni davet edip, yazar olmaya teşvik etmesi de çok şaşırtıcı olmazdı. Hem yazar olamasam bile, bunu bahane edip çokça okumamı sağlayabilirdi. Ama kendimi keşfetmek bana düşmüştü. Belki de bu olayın ve öğretmenlerime karşı yaşadığım alınganlığın etkisiyle, öğretmenlik hayatım boyunca öğrencilerimin farklı yanlarını anlamaya çalıştım. Onları farklı kılan özellikler gördüğüm zaman, ofisime davet edip, onlara bilgi verdim. Sonraki zamanlarda da konuyu takip etmeye çalıştım.

İngilizce hikâye kitapları nasıl keşfettim

Ortaokuldaydım. Bir gün, büyük bir kitap mağazasında dolaşırken İngilizce hikâye kitaplarını gördüm. Bunlar seviyelendirilmiş kitaplardı ve hemen bir kaç tane alıp, okumaya başladım. "Azıcık" olan İngilizcemin bir işe yaradığını görmüştüm ve bu durum bana keyif vermişti. Bu okuma sürecinin başlamasıyla, benim İngilizce’ye olan ilgimle birlikte İngilizce bilgim de arttı. Öğretmenlerim, bana bir şeyler öğretmişlerdi. Ama benim algı sistemimi keşfetmeye ya da görmeye teşebbüs etmedikleri için, bana herhangi bir kitap ya da araç önermemişlerdi. Hâlbuki benim okumayı seven bir öğrenci olduğum derslerde yaptığım yorumlardan belliydi. Okuma alışkanlığım, bana İngilizce öğreniminde büyük bir ivme kazandırabilirdi. Sonradan kazandırdı da…

Öğretmenler kötü insanlar değillerdir?

Öğrencilerini, kaynaklara bağlamayan, onun algı sistemlerine göre araçlar ve kaynaklar önermeyen öğretmenler, öğrencilerine kötülük yapmaktadırlar. Öğretmenler kötü insan değillerdir, ama “kötülük” yapabiliyorlar.

Bu açıdan, bir yetişkin, bir eğitimci ya da İngilizce öğretmeni olarak, insanları kaynaklarla buluşturmaya çalışırım. Çevremdeki kişilerin benden bağımsız olarak ta öğrenebilmeleri onların hakkıdır. Bu hakkı onlardan almamam gerektiğini düşünürüm.

Bugün, her türlü kaynak elimizin altındadır. İnsanlara sağlıklı kaynaklar önermek de eğitimciliğin bir gereğidir. Sizinle öğrenebilen, ama siz yokken "öğrenme engelli" birer bireye dönüşen öğrencileriniz olsun ister misiniz?

Ben istemem.

-------------------------------
Savaş ŞENEL: İngilizce Öğretmeniİletişim DanışmanıOkunaklı-Anlaşılır Yazarlık Koçu
                           savassenel@gmail.com, savassenel@yahoo.com

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com
"Az Acılı ve Kalıcı İngilizce-Yabancı Dil Öğrenimi için Püf Noktaları" adlı Kitabın Facebook sayfası

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------