Wednesday, February 22, 2006

DANIŞMANLAR DANIŞIRLAR MI?, İNGİLİZCE ÖĞRETMENLERİ YA DA ÇEVİRMENLER SÖZLÜĞE BAKARLAR MI? (26)


Bir keresinde iki kelime arasındaki fark konusunda kararsızlığa düştüğüm için bir dostumu telefonla arayıp ona danışmıştım. Çünkü bir kartvizit hazırlanıyordu ve hata yaparsam kalıcı olacaktı. O sırada yanımda bulunan bir öğrencim “hocam, siz İngilizce öğretmeni ve çevirmen değil misiniz? Bu kelimeyi bilmiyor musunuz” diye bana sordu. Başkalarını arayıp onlara danıştığım için bana takıldı.

Çevirmenler, sözlüğe bakmazlar mı? Danışmanlar, başkalarına danışmazlar mı? Elbette çevirmenler sözlüğe bakarlar ve danışmanlar da başkalarına danışırlar. Böyle de olması gerekir. Çevirmenlere her kelimeyi ya da cümleyi anladıkları için değil eninde sonunda bunu öğrenecekleri için çevirmen denir. Danışmanlar da her şeyi bildikleri için değil, bilgi kaynaklarını bildikleri ya da bulabilecekleri için danışman adını alırlar. Aslına bakarsanız, danışmanlar, genellikle de çözümün sizde olduğunu göstermeye çalışırlar.

Ayrıca ben çokça sözlüğe bakar ve çokça insanlara danışırım. Bir kere insanlara kaynakları kullanma ve danışma alışkanlığı vermeye çalışmanın en iyi yolu budur. İngilizce derslerine girerken yanımda hep sözlük bulundururum ve bildiğim kelimeler için bile bakarım. Öğrencilerim bunu önceleri garipseseler de, bunun bilgisizlikle ilgisi olmadığını, bir alışkanlık olduğunu zamanla farkına varır. Yapılmasını istediğiniz şeyi önce siz yapmalısınız. Siz başkalarını danışmaya değer görmüyorsanız, başkaları neden sizi danışmaya değer görsün ki? Danışmanlık ya da çevirmenlik bir sonuç değildir bir süreçtir. Başka bir tabirle her zaman araştırmak ve her zaman öğrenmek durumundasınız.

Bu açıdan çok sorarım, çok araştırırım. Çevremde büyük bir “danışman ordusu” vardır. Bu insanların hepsi profesyonel danışman değildirler ama mesleklerini iyi bilen insanlardır. Hangi konuda takılırsam, o konuda uzman olan bir dostumu arar ya da email atar ona danışırım. Bu da bana büyük bir keyif verir ve çok şey kazandırır.

İnsanlar bazen size hayali elbiseler giydirirler ve sizin her şeyi bilmeniz gerektiğini düşünürler. her şeyi bilmeye çalışmak, hedefsiz insanların ya da televizyon yarışmalarına katılan insanların amacı olabilir. Bazı konular açılır ve o konuda bilginiz olmadığını anladıklarında “sen bunu bilmiyor musun” diye şaşkınlıkla sorarlar. Ne yazık ki çevirmen ya da danışman da olsanız da her şeyi bilemezsiniz. Buna gerek de yoktur. Ben de “anlatırsan bir dakika sonra öğrenmiş olacağım” derim. Bu kadarcık bir hazırcevaplılığın kabalık olmadığını düşünürüm.

Çevirmenler sözlüğe bakarlar ve danışmanlar da danışırlar. Bu nedenle evlerinde bir sürü sözlük ve kitap olur. Ben de her birinin farklı özellikleri olan yaklaşık yirmi beş sözlük var. Ayrıca kitaplarım da elimin altındadır.

İyi bir danışman olmak için çok danışmalı ve iyi bir çevirmen olmak için de sözlüğe çok bakmak, yabancı dilde çok okumak yapma gerekir.
-----------

Schenzen, Çin
-------------------------------
Savaş ŞENEL: İngilizce Öğretmeniİletişim DanışmanıOkunaklı-Anlaşılır Yazarlık Koçu
                           savassenel@gmail.com, savassenel@yahoo.com

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com
"Az Acılı ve Kalıcı İngilizce-Yabancı Dil Öğrenimi için Püf Noktaları" adlı Kitabın Facebook sayfası

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

ÇOCUKLAR OKUMAYI SEVEBİLİRLER Mİ? (25)


Yabancı dil öğrenimiyle ilgili bir blogta böyle bir konu görmek size farklı gelebilir. Fakat kitap okuma alışkanlığı olmayan ve bir yabancı dili ciddi bir düzeyde öğrenmek isteyen insanlar için bu süreç gerçekten sıkıntılı geçmektedir. İnsan, gerekli olduğuna yürekten inanıyorsa, her yaşta okuma alışkınlığı edinebilir. Yine de elbette en iyisi kitaplarla olan tanışıklığın çocukluk döneminde başlamasıdır. Bu açıdan bu yazımda çocuklar ve okuma alışkanlığı üzerinde durmak istedim.

Çocuklar okumayı sevebilirler, hem de çok sevebilirler. Bir yetişkin sevmese de gerekli olduğuna inanıyorsa okuyabilir. Ama çocuklar, sevdikleri şeyi yaparlar. Onların yapısı bu. Çocuklara okumayı sevdirmek konusunda bazı püf noktaları sizinle paylaşmak isterim.

Çocuklara kitap okumayı sevdirmenin ilk şartı önce bizim okumamızdır. Evde çok kitap dolaşmalıdır. Her yerde kitap olmalıdır. Çocuklara sevdirmek istediğimiz şey her neyse, ona etrafta sık sık rastlamaları gerekir. Bu açıdan kitaplar hayatlarının doğal bir parçası olmalıdır.

Onlara kitap almak için okumayı öğrenmeleri beklememelidir. Çocuk daha çok küçükken bir kitaplığa sahip olmalı ve bunu arkadaşlarına gösterebilmelidir. Kitaplar ödül olarak verilmeli, çocuğa kolayca verilmemelidir. Fakat kitaplar ondan esirgenmemelidir de. Çocuklara alınan ilk kitaplar, renkli ve çekici olmalı, eski olmamalıdır. Birlikte alışverişe çıktığınızda kendinize ve ona kitap almalısınız. Bunu gayet ciddi bir havayla, yeterince zaman ayırarak yapmalısınız. Çocuklar, yaptıklarımızı belki yaparlar, “yapmalarını sadece istediklerimizi” pek yapmazlar. Aslında liderliğin ilkesi de budur. Çocuklar, anne-babalarının, oturup ciddi ciddi kitap okuduklarını ya da hiç değilse karıştırdıklarını sık sık görmeliler.

Başka önemli bir şey de, çocukları bazı konularda meraklandırmak ve sonra da bu merakı kullanarak onları kitaplara yönlendirmektir. Çocuklar aslında doğuştan meraklıdırlar. Sevdikleri ya da ilgilendikleri konularda soru sorarlar. Onlara hemen bir kitap açıp okumalı ve kitaplarda çok bilgi olduğunu göstermelidir. Zaman içinde okumayı öğrenmek konusunda, ehliyet almak kadar istekli olacaklardır. Çünkü kitapların onları nelere ulaştırdıklarını göreceklerdir. Anne-babalarından bilgi almak, her zaman mümkün değilse de, kitapların her zaman el altında olduğunu farkına varacaklardır.

Başka bir yöntem de çocukları kitap okurlarıyla tanıştırmak ve onlarla konuşturmaktır. Anne-babasının önerilerini zamanla kanıksayan çocuklar, başkalarından da okumanın önemli olduğunu duymalıdırlar. Sözgelimi arkadaşlarınızı, berberinizi ya da bakkalınızı tembihleyebilir ve çocuklarınıza kitap okuyup okumadıklarını sormalarını isteyebilirsiniz. Bu çocukları çok etkileyecektir.

Çocuklar elbette oyuncakları severler, ama onlara sık sık hediye kitaplar almalıdır. Bunu bir tür törenle yapmalısınız. Aile bireyleri bir araya gelir. Baba ya da anne küçük bir konuşma yapar, sonra kitap ona alkışlar arasında verilir. Bu bir ödül töreni de olabilir. Çocuklara kitapların önemli olduğu elbette anlatılabilir ama daha çok bunu hissetmeleri sağlanmalıdır diye düşünüyorum.

Bunlar özveri ister. Çocuklarınız sık sık size gelip ona kitap okumanızı isteyeceklerdir. Bu da bazen yorucu olabilir ama düşünce dünyaları ve hayal güçleri geniş, iletişim becerileri sağlıklı çocuklar istemez misiniz?
------------------

Schenzen, Çin
-------------------------------
Savaş ŞENEL: İngilizce Öğretmeniİletişim DanışmanıOkunaklı-Anlaşılır Yazarlık Koçu
                           savassenel@gmail.com, savassenel@yahoo.com

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com
"Az Acılı ve Kalıcı İngilizce-Yabancı Dil Öğrenimi için Püf Noktaları" adlı Kitabın Facebook sayfası

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

İNSANLARIN HAYATI FARKLI ALGILADIKLARININ FARKINDA OLMAK YANLIŞ MIDIR? (24)


Bir keresinde öğrencilerimden birisini başka sınıfa aldırmam gerekmişti. Öğrencim mükemmelci melankolikti, yani ders sırasında tahtanın sürekli kullanılmasını isteyen, durmadan not alan, ders arasında anlatılan bir fıkrayı v.s bile zaman kaybı gören bir öğrenciydi. Bense neşeli bir öğretmen olarak, sınıfta, sözgelimi, kelime ezberletmek için oyunlar organize etmek v.s. gibi etkinliklerde bulunuyordum. Sadece ona ders veriyor olsaydım elbette onun algısına göre davranmaya çalışırdım. Ama sınıfta başka öğrenciler de vardı. Dersimiz matematik değildi ve İngilizce, sadece formüllerle öğrenilecek bir konu olmaktan da çok uzaktı.

Ama yine de onu rahat hissetmesi için başka bir sınıfa almayı planladım. O sınıfta ders veren öğretmen arkadaşım biraz daha mühendisçe, yani analitik bir tarzda ders anlatıyordu. İdareyle görüştüm ve bunu yaptım. Bir öğretmen arkadaşım, yaptığım şeyin başarısızlık olarak görüleceğini söyledi. Bu bana çok komik gelmişti. Algı sistemleri benimle veya sınıftaki diğer kişilerle uyuşmayan bir öğrenciyi, dersleri daha iyi öğrenebilmesi için başka bir sınıfa almanın başarısızlık olarak görülmesi beni bayağı bir güldürmüştü. Arkadaşıma kendi sınıfına gidip şu soruyu sormasını tavsiye ettim:"Arkadaşlar benim ders anlatma tarzımı herkes benimsiyor mu?" Bakalım ne cevaplar gelecekti. Sözün özü, bu durum, öğretmenin başarısızlığı ya da başarılı olmayışıyla değil başka bir sürü sebeple ilgili olabilirdi.

Ne yazık ki biz zavallı öğretmenler çok ağır bir yük verilmiş durumda. Yirmi – otuz kişilik sınıflarda hatta daha fazla sayıda öğrenciye aynı konuyu anlatmak zorundayız. Bu neye benziyor biliyor musunuz? Farklı dilleri anlayabilen insanlara, tek bir dille sunum yapmaya benziyor. Bu benzetme size abartılı gelebilir ama şöyle bir durup düşünün, bana hak vereceksiniz.

Sözgelimi görerek daha iyi öğrenen bir öğrenci, dinleyerek daha iyi öğrenen bir öğrenciyle aynı sınıfta ders alıyor. Tümden gelimle öğrenen bir mühendislik öğrencisi tüme varımla öğrenmeye yatkın olan sosyal bilimler öğrencisiyle aynı sınıfta İngilizce öğreniyor. Öğretmen için tam bir sorun. Birisi formüllerden hoşlanıyor, birisi de ilkeleri kendisi bulmaktan. Bu örnekler, daha fazla da uzatılabilir.

Bunun çözümü nedir? Herkes özel ders alamayacağına göre en iyisi öğrencileri ders dışında, konuyu kendi algılarına göre öğrenmek için kullanabilecekleri araçlarla tanıştırmak derim. Ders içinde tam anlayamadığı bir konuyu ders dışında pekiştirebilir ve kimseyle de yarışmak zorunda kalmaz.

Bana iş teklifi getiren dersane ve okullara sorduğum ilk soru, bir kitaplıkları ve öğrenciye sundukları araç ve gereçler olup olmadığıdır. Bunlar yoksa orada çalışmak neredeyse işkenceye dönüşür. Çünkü öğretmen, böylesi bir ortamda yorucu bir çabaya girer ve karşılıklı olarak birbirini kandırma süreci başlar. Dersaneler ve okullar da genellikle masrafları azaltmak için bu tür araç ve gereçlerden kaçınır. Ve delege edilmesi mümkün olmayan bir çok görev öğretmene delege edilir. Koltuklar, tabelalar pırıl pırıl parlarken ve bunlar her sene yenilenirken, kuruma kitaplık, sinema salonu kurulmaz ya da sesli yayınlar, diğer görsel araçlar alınmaz. Öğrencinin dersleri anladığını varsaysak bile ders dışında kendi algısına uygun bir şekilde tekrar yapmadığı için ertesi gün yine aynı şekilde gelir. Halbuki, önemli olan öğrencilerin algısına uygun araçlarla tanışması ve kesintisiz öğrenme sürecine girmesidir.

Bir insan ve eğitimci olarak çok çalışmaktan yorulmam, ama boşa ve anlamsız çalışmak beni tüketir. Hiçbir öğretmen süper değildir. Benim en süper bulduğum öğretmenlerim, bana kitap ya da diğer araçları önerenler olmuştur. Bu bana özgürlük vermiştir. Onlar olmadan da öğrenebilmemi sağlamışlardır.
-----------

Hong Kong
-------------------------------
Savaş ŞENEL: İngilizce Öğretmeniİletişim DanışmanıOkunaklı-Anlaşılır Yazarlık Koçu
                           savassenel@gmail.com, savassenel@yahoo.com

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com
"Az Acılı ve Kalıcı İngilizce-Yabancı Dil Öğrenimi için Püf Noktaları" adlı Kitabın Facebook sayfası

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------