Sunday, March 22, 2009

EVET, SAKALLIYDIM VE BİRAZ DA SPOR GİYİNMİŞTİM, AMA YİNE DE İNGİLİZCE KONUŞABİLİYORDUM! (68)


Bir gün Sirkeci’den tramvaya binmiş, Beyazıt’a doğru gidiyordum. O gün biraz spor giyinmiş ve o sıralar, aşağıdaki resmimde olduğu gibi, sakalıma da uzaması için izin vermiştim! Tramvay çok kalabalıktı ve ben de sırtımı kapıya dayamış vaziyette duruyordum. Ara-sıra dışarıya doğru-soluma baktığımda benim gibi kapıya dayanmış bir bayanla göz göze geliyorduk, ama bir kalabalıkta göz göze gelen iki yabancı olarak bakışlarımız gayet ilgisizdi. Önümde de, sohbet etmekte olan ve İngiliz olduklarını anladığım üç yaşlı bayan vardı. Bu bayanlara daha fazla boşluk verebilmek ve rahatsız etmekten kaçınmak amacıyla sırtım kapıya yapışmış gibi duruyordum. Bu üç bayan kendi aralarında konuşurlarken, ben de zaman geçsin ve biraz da şirinlik olsun diye söz karıştım ve İngiliz kültürüne gönderme yaparak onlara: “I see the queens here, but where are the kings?” yani “Kraliçeleri görüyorum, ama krallar neredeler?” dedim. Bayanlar da bana kahkahayla: “Krallarının evde torunlarına baktığını” söylediler ve derken sohbete başladık. Bir ara soluma baktığımda, az önceki bayanın şaşkın bakışlarıyla karşılaştım! Sanki içinden: “Bir yaşıma daha girdim” der gibiydi. Bayan: “Bu adam nasıl İngilizce konuşabiliyor”, “Bu adam nasıl böyle İngilizceyi konuşabiliyor?” veya “Bu adam nasıl konuşabiliyor?” der gibi bana bakıyordu ve işin ilginç yanı şaşkınlığını da saklamıyordu! Bu bayanın bakışlarını görünce, gülmemek için kendimi zor tuttum! “Spor giyinmem veya sakal bırakmış olmam veya bunlara benzer sebeplerle İngilizce konuşabiliyor olmam arasında nasıl bir ters bağıntı olabilir?” diye düşünmeye başladım! O bakışları sizler de görseydiniz benim düşündüklerimi düşünürdünüz! Kim bilir benim daha sonra Üsküdar’da gördüğüm şeyi, o görse neler hissederdi?

Onu da anlatayım size:


Bir gün Üsküdar’da yürüyordum. Birkaç Alman turiste rastladım. Yabancıları görünce genellikle yaptığım gibi onlara da: “Size yardımcı olabilir miyim” diye sordum. Ellerinde bir harita vardı ve bir yeri aradıkları belliydi. Derken, bana sordukları yeri hatırlayamadım ve köşede kâğıt mendil satan bir adama o yeri sordum. Adam bana nezaketle turistlerin nereli olduklarını sordu ve ben de: “Almanlar sanıyorum” dedim. Derken bu kâğıt mendil satan adam, turistlerin yanına geldi ve onlarla Almanca konuşmaya başladı. Ben şaşkınlık değil, ama küçük bir sevinç yaşadım, çünkü acelem vardı ve turistlere veda edip yoluma devam ettim! Bir yandan da orada gördüğüm simitçiye bakıp, “Acaba bu kişi de Almanca veya başka bir dil biliyor mudur?” deyip kendi kendime gülümsedim.

Diğer bir olay da yabancı dil konuşurken hata yapmaktan çekinenler için:

Çin’de Pekin’e karlı bir havada inip, toplantılar, ziyaretler yaparak, 12-13 gün boyunca ve değişen iklimle birlikte, Hong Kong’a doğru inmiştik. Çok yorgunduk ve hemen dinlenmek istiyorduk. Bildiğimiz ve eli-yüzü düzgün bir otele girdik ve iki erkek olarak, iki kişilik-ikiz ve ayrı yatakları olan bir odalarının olup-olmadığını sordum-öyle sorduğumu sanmışım. Resepsiyondaki görevli şaşkın gözlerle bize bakmaya başladı. Ben de içimden: “Bu çocuk biz niye böyle bakıyor?” diye düşünüyordum. Yorgundum ve hemen uyumak istiyordum. Derken biraz sabırsız bir şekilde: “Odayı görebilir miyiz?” diye sordum. Şaşkın delikanlı önümüze düştü ve odayı görmeye gittik. Odanın kapısı açılınca ne göreyim! Ortada kocaman ve iki kişilik bir yatak-king size bed vardı! Ben: “N’oluyoruz yahu?” anlamında bir şeyler söyledim. Derken durum anlaşıldı. Meğerse ben delikanlıya “twin beds” yani “ikiz-ayrı iki yatağı olan” oda istiyorum diyeceğim yerde “double room” yani “iki kişilik büyük bir yatağın yer aldığı oda” demişim. Yol arkadaşım, daha resepsiyonda durumun farkına varmış, ama neşeli bir hikâyenin ortaya çıkması için olayın gidişatına müdahale etmemiş! Neyse durumu düzelttik de çocukcağız kendisine geldi!


Bunlar yabancı bir dil öğrenen kişilerin başına gelebilecek olaylar. Evet yaşadıklarımız bazen şaşırtıcı ve komik şeyler olabiliyorlar. Ama hedefleri olan kişiler, mide spazmlarına, şaşırmaya, komik durumlara düşmeye ve fakat devam etmeye hazır olmalılar!

Değil mi ama?

-------------------------------
Savaş ŞENEL: İngilizce Öğretmeniİletişim DanışmanıOkunaklı-Anlaşılır Yazarlık Koçu
                           savassenel@gmail.com, savassenel@yahoo.com

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com
"Az Acılı ve Kalıcı İngilizce-Yabancı Dil Öğrenimi için Püf Noktaları" adlı Kitabın Facebook sayfası

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------